Performans: Nil İpek

Hikayemizin baş kahramanı; dinlemeye doyamadığımız tatlı sesiyle Nil İpek. Heyecanla beklediğimiz Parkfest performansı öncesinde samimi tavrıyla gönlümüzü çelen Nil İpek’e melodikada Ozan Tekin, gitarda Can Aydınoğlu eşlik ediyor. Geç gelen baharı muhteşem bir bahçede romantik melodilerle karşılıyoruz.

Müzik hayatına nasıl girdi?
Resmi bir tarih gerekirse beş yaşında piyano dersine başladığım zamanı sayabiliriz. Ama aslında müziğin hayatıma bir ‘girişi’ olmadı, yani müziğin olmadığı bir zaman hatırlamıyorum. Müzik dinlemeyi çok seven bir aileye doğunca, müziksiz nasıl olurdu insan kafasında canlandıramıyor.

60m2 ve Dunia konserlerinden ve kayıt süreçlerinden bahseder misin?
‘Nilipek.’ tarihinde iki milat konser var şu ana kadar; 60m2 ve Dunia konserleri. 60m2 ilk konserim, o nedenle benim için anlamı çok büyük. Dunia’da verdiğimiz konserde ise ilk defa bir mekanda tam kadro çaldık. İkisinden de elimizde mütevazı kayıtlar olunca bunları paylaşmanın güzel olacağını düşündüm.

Yani şöyle bir şey var aslında; insan hatıralarını bir süre sonra kendi şekillendirmeye başlıyor. Haliyle geçmişe dair her kanıt, gerçekten ne yaptığımızı hatırlatması için önemli. Şarkılar son iki yılda büyük bir dönüşümden geçti ve dönüşümleri izleyebilmek (ve tabii ki izletebilmek) için arkanızda işaretler bırakmanız gerekiyor. Böylece geri dönerken yolu tekrar buluyor ve şarkıların ilk hallerine ulaşabiliyorsunuz.

Performans: Nil İpek

Albüm çalışmaları ne durumda?
Albümdeki şarkıların kayıtları bitti, miksleri de bitmek üzere. Sonbahara kadar son haline getirmeye çalışacağız. Hepimiz ‘Hadi artık bitsin de yeni şarkılara bakalım.’ diyoruz şu ara.

Çekimde söylediğin ‘Yeni’den bahseder misin, albümde yer alacak mı?
Çekimde söylediğim şarkı ‘Yeni’ bana ait ve ne yazık ki yeni albümde yer almayacak. Normal koşullarda daha depresif bir şarkı çalacak, adeta izleyenleri mutsuzluğa boğacaktık, ama hava çok güzel olunca aniden karar değiştirdik:)

Çaldığın enstrümanlar neler?
Beş yaşımda piyanoya, dokuz yaşımda kemana başladım. Ama şu an çal deseniz, ikisini de çalamam sanırım. Lisede kendi kendime, internetten baka baka gitar çalmayı öğrenmiştim, sırf beste yapabilmek için. Uzun süre bas gitar çaldım, ‘Lemur’ adında bir beste grubumuz vardı, orada bas gitar çalıyordum. En son Hollanda’da bir dükkanda ukulele bulup ona sardım. Ne yazık ki ‘olduğu kadar yea’ felsefesiyle yaşayan bir insanım, haliyle yukarıdakilerin hiçbirini müthiş çalıyor değilim. Olduğu kadar işte:)

Performans: Nil İpek

Sound’unu nasıl tanımlarsın?
Bu soruya bir kere ‘mıy mıy pop’ demiş bulundum ve öyle kaldı:) Alternatif pop-rock deyip işin içinden çıkabilirim sanırım. İnsanlar çoğunlukla videolardan tanıdığı için akustik müzik yapıyoruz zannediyorlar ama aslen videoda görülenler şarkıların akustik yorumları.

Daha önce 7 Pink Floydlar ve 2 Prenses, Emir Bey ve Lemur gibi gruplarda da yer aldın.
7 Pink Floydlar ve 2 Prenses bir Pink Floyd saygı grubu, yani sadece Pink Floyd şarkılarını çalıyorlar ve olabildiğince orijinal haline yakın duyulması için uğraşıyorlar. Ne kadar şanslıyım ki üniversiteye girdiğim sene kendimi bu grupta geri vokal yaparken buldum. Pink Floyd çalmak/söylemek zaten insana teknik anlamda çok şey katıyor, eğer Pink Floyd çalmaya çalışan yedi kişiden yedisi de deliyse bu katkı üç katına çıkıyor. Her ses üzerine o kadar özen gösteriliyordu ki çok daha alelade dinlediğim ve yaptığım şeylere eğilmem, onları şekillendirmem gerektiğini gördüm. Benim için çok güzel bir deneyimdi, ama insanın hayatı yoğunlaştıkça belli seçimler yapmak zorunda kalıyor, ben de gruptan ayrılmak zorunda kaldım. Hala konser veriyorlar ve hala çok çok iyiler.

Emir Bey, yakın bir arkadaşımın, Emir Aksoy’un bir projesiydi; hem kendi bestelerini yapıyor, hem de farklı şarkıları akustik olarak yorumluyordu. Arkadaşı olduğum için hep çok mutlu hissetmişimdir, çok özel bir insandır. Şimdi kendi ismiyle şarkılarını çalmaya devam ediyor. Lemur ise üç arkadaş kurduğumuz bir beste grubuydu, ‘Be the Band’de ilk ona kaldık, bir süre çokça konser verdik, ancak kurumsal hayatlar bizi bitirdi. Ayrıca az önce davulcumuzun evleneceği haberini aldım, iyice tuhaf oldu.

Tüm bu uzun cevaptan önce şu güzel karikatürü paylaşmak istiyorum:

Performans: Nil İpek

Müziğini besleyen şey nedir, kimlerden ilham alıyorsun?
Okuduklarım ve yaşadıklarım genelde beni çok etkiliyor. İçine kapanık bir insan değilim ama dert ettiklerimi kendi kendime çözmeyi tercih ediyorum genelde. O dertler besliyor biraz, şarkıyı yazdığım an derdi az çok çözdüğüm ana denk geliyor. İlham aldığım isimler ise sürekli değişiyor, pek sabit kalmıyor.

Sahne alacağın festivallerden bahsedelim. Heyecan var mı?
Of ne biçim. Parkfest dedikçe karnıma ağrılar giriyor (iyi anlamda). Soundgarden’da da tam kadro akustik sahnede olacağız, o da çok keyifli olacak eminim.

Hayranların meşhur olmamanı istiyorlar, hatta ekşi sözlükte “Dileğim Melis Danişmend gibi ünlü olmasıdır, Mabel Matiz gibi değil.” diye bir yorum yapılmış. Tüm bu “popüler olma” algısıyla ilgili ne düşünüyorsun, bir müzisyeni daha fazla kişi sevip dinleyince değişiyor mu her şey?
Galiba orada şöyle bir şey var; dinleyen sayısı arttıkça müzisyen üzerindeki baskı da artıyor. Baskı artınca müzisyen ona göre hareket etmek, beklentileri karşılamak zorunda hissediyor. Bu da yapılan müziği, kişinin tavrını değiştirebiliyor. Zira başta, kaybedecek bir şey yokken, bir şeyler üretip kazandıktan sonra kaybetme ihtimali ortaya çıkıyor.

İnsanların korkusu bence bu yönde, sevdikleri müziğin, müzisyenin toplumun ve piyasanın beklentilerine göre değişmesinden korkuyorlar. Gerçi insan dediğimiz zaten her tür değişimden korkan bir varlık.

Performans: Nil İpek

Maral: En Güzel Hikayem dizisinde senin söylediğin bir şarkı yer aldı. Geri dönüşler nasıl oldu?
Maral’da söylediğim şarkı bir Cem Tuncer bestesi, sözleri de Yonca Kocadağ’a ait. Kendi tarzımdan oldukça farklı bir şarkı, ama ben söylemeden tanıyanlar çıktı, öğrenip şaşıranlar çıktı, neden daha fazla duyuru yapmadığımı söyleyenler çıktı. Genelde yorumlar olumlu oldu, ama benim şarkılarımı dinleyenlerin En Güzel Hikayem’i, dizi izleyicilerinin de benim şarkılarımı dinlediğini zannetmiyorum. İkisi de güzel olmakla birlikte iki farklı dünya.

Bir yandan Bahçeşehir Üniversitesi’nde doktora yapıyor ve asistan olarak çalışıyorsun. Zor olmuyor mu senin için, dengeyi nasıl kurdun?
Zorlandığım anlar oluyor tabii ki, ama ben biraz dağınık bir insanım, dağılmadan düzgün çalışamıyorum genelde. Tek bir şeye odaklanmanın bana bir faydası olmuyor. Aynı anda birkaç iş yaptığımda her işin değerini daha iyi biliyor, yaptıklarıma daha çok özen gösteriyorum.

Nil İpek’i takip için:
Facebook
Soundcloud

Video: Koray Özyörük
Kurgu: Onur Özcan
Kayıt, mix ve mastering: Hyperfat Sound Engineering & Music Production

Katkılarından dolayı Fezan Gönensin‘e teşekkür ederiz.