Fotoğraf ve Video Sanatçısı Özlem Şen’in Berlin Günlüğü

Birçok videomuzun kamera arkasındaki isim olan Özlem Şen, bir gün aradı ve “Berlin’e gidiyorum” dedi. Kaçmanın kıymetini bildiğimizden neden diye sormadık, dönünce ara dedik. Aşk-nefret ilişkisi yaşadığı İstanbul’a ayak basar basmaz buluştuğumuz Özlem’in Berlin hikayelerine görseller eşliğinde tanıklık ediyoruz.

Hikayeni başa saralım…
2008 yılından beri fotoğraf çekiyorum. İlk profesyonel girişimim festivallerde fotoğraf asistanlığı yapmak oldu. Fotoğrafçılık devam ederken videoya olan ilgimin arttığını keşfettim. Birini bırakıp diğerine devam etme gibi bir durum yok. Fotoğraftan aldığım haz bambaşka, insanların tüm hallerini, tüm ifadelerini dondurmak güzel bir his. Diğer taraftan videodaki akıcılık da realiteyi sunuyor. Şu an ikisini de aynı anda yürütüyorum.

Berlin’e neden gittin?
Bunaldığım bir dönemdi, değişikliğe ihtiyacım vardı. Hiç plan yapmadan, mesafe olarak yakın ama beni kafa olarak uzaklaştıracak bir yere kaçmaya karar verdim. Çok düşünmeden kameramı alıp yola koyuldum. Kafamın estiği şekilde hareket edip yolda karşıma çıkan sürprizlerin peşine düştüm.

Plan yapmadan gittin belki ama orada birçok insanla tanışıp, birden fazla proje gerçekleştirdin. Neler yaptın bahseder misin?
İlk 5 haftam Almancamı geliştirmeye çalışarak geçti. Sonra insanlara bakmaya, terkedilmiş mekanlar aramaya başladım. Berlin’de bir sürü terkedilmiş ve çekimlerde kullanılabilecek harika mekanlar var. İnternetten araştırıp girilmesi yasak olmayan binalar, kullanılmayan tren garları buldum. Kahvaltıyla başlayan rutinim devamında kameramla sokak turlarına bağlanıyordu. Berlin’e üçüncü gidişim olduğundan şehre hakimdim, keşif rotalarım belliydi.

Fotoğrafladığın insanlarla nasıl tanıştın? 
Çok fazla insanla tanıştım ve onların peşine takıldım. Berlin’e gidince yaşadığım bunalımın yerini bir şeyler üretme isteği aldı. Sokak sanatçıları, kaykaycılar, performans sanatçıları ya da müzisyenlerle tanışıp ortak bir proje üretme düşüncesi kapladı beynimi. Bir şekilde kafamda kurguladığım tüm karakterler de karşıma çıktı. Projeleri gerçekleştirmemde yalnız gitmemin ve bekleyen herhangi bir işimin olmaması, avantajlı olduğum bir durumdu galiba.

Fotoğraflarını çektiğin kişilerden de bahsederek projelerini kısaca anlatır mısın?
Tabii ki:)

Karneval der Kulturen, her yıl düzenlenen ve farklı kültürde insanları bir araya getiren bir sokak festivali. Berlin’de olduğum zamana denk gelmesi benim için büyük bir şanstı. Çünkü bir sürü insanla tanışıp fotoğraflama şansı buldum.
Fotoğraf ve Video Sanatçısı Özlem Şen’in Berlin Günlüğü Fotoğraf ve Video Sanatçısı Özlem Şen’in Berlin Günlüğü

Fotoğraf ve Video Sanatçısı Özlem Şen’in Berlin Günlüğü

Vincenz Wagner’la kahvaltı için sürekli gittiğim bir mekanda tanıştık. Kafede yer kalmayınca aynı masayı paylaşmamız ilk projenin başrolünü bulmama sebep oldu:) Aktör ve aynı zamanda koreograf olduğunu duyunca hemen birlikte bir şeyler çekmeliyiz dedim. 1 haftada konsept belirleyip mekanı buldum. Vincenz ile çekim yaptığım yer eski bir alışveriş merkezinin spor salonu. Her yerde eski aletler ve aynalar vardı. 1 Mayıs’ta tanışıp arkadaş olduğum bir fotoğrafçı da projenin backstage’ini çekti. Fotoğrafları Tumblr hesabımda paylaştım, backstage videosunu ise vimeo‘dan yayınladım.
Fotoğraf ve Video Sanatçısı Özlem Şen’in Berlin Günlüğü Fotoğraf ve Video Sanatçısı Özlem Şen’in Berlin Günlüğü

Manolo Ty ile 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda sokakta tanıştım. Manolo, Berlin’de tanınan bir gezi fotografçısı, ayrıca profesyonel olarak dövüş sanatlarıyla da ilgileniyor. Bunu öğrendiğimde onunla dövüş sanatlarıyla ilgili bir şey çekmek istedim. Manolo Ty’le de hem video hem de fotoğraf çekimi yaptık.
Fotoğraf ve Video Sanatçısı Özlem Şen’in Berlin Günlüğü Fotoğraf ve Video Sanatçısı Özlem Şen’in Berlin Günlüğü

Meredith Glisson ile Berlin’de dans üzerine master yapan bir arkadaşım sayesinde tanıştım. Hızlı bir şekilde konuşup harekete geçtik. Stüdyoda kendi koreografisini yaptı, ben de fotoğraflarını çektim. Işık, gölge ve yansımaların bolca kullanıldığı işler prova sürecini içeren bir seri oldu.

Fotoğraf ve Video Sanatçısı Özlem Şen’in Berlin Günlüğü Fotoğraf ve Video Sanatçısı Özlem Şen’in Berlin Günlüğü Fotoğraf ve Video Sanatçısı Özlem Şen’in Berlin Günlüğü

Heiseun Mehdi Bah, Fransız bir sokak dansçısı. Berlin’de staj yapıyordu. Mehdi ile ikinci el dükkanında çekim için farklı parçalar ararken tanıştım. Artık kullanılmayan bir tren garında ve eski bir köprünün altında 2 farklı fotograf ve video çektik.
Fotoğraf ve Video Sanatçısı Özlem Şen’in Berlin Günlüğü Fotoğraf ve Video Sanatçısı Özlem Şen’in Berlin Günlüğü

David Scribbles ile Karneval der Kulturen’de tanıştım. Kız arkadaşının fotoğrafını çekmek isterken makinamı ve kullandığım analog lensi görüp projesinden bahsetti. David, Svazilandlı ama Berlin’de yaşıyor. Biz “Cinematic Poetry” adını verdiği bir projesi için bir araya geldik. Çok etkileyici sözler yazıyor, hikayeler kurguluyor. Çektiğimiz hikaye tek kişinin karakter çatışmasını iki farklı kişiyle yansıtıyor. Çekimlerde David’in diğer kişiliğini de Amerikalı bir arkadaşı (George) canlandırdı.
Yine terkedilmiş bir alışveriş merkezinde çekim yaptık. Proje aslında 5 farklı hikayeden oluşan bir seriye dönüşecek. İlk bölümünü ben çekmiş oldum. Şu anda kurgu sürecini tamamlamaya çalışıyorum. Tamamlandıktan sonra da çeşitli festivallere göndermeyi düşünüyoruz.
Fotoğraf ve Video Sanatçısı Özlem Şen’in Berlin Günlüğü
Fotoğraf ve Video Sanatçısı Özlem Şen’in Berlin Günlüğü
Fotoğraf ve Video Sanatçısı Özlem Şen’in Berlin Günlüğü

Özlem Şen‘i takibe almak için:
Flickr
Vimeo
Tumblr