Bir Kaçış Hikayesi: GNB

Açık bir gökyüzü, araba arkasında bisikletler, istikamet Belgrad Ormanı. Kalabalıktan uzaklaşıp ormanın derinliklerine dalıyoruz. Sokak kültürüne hizmet eden GNB‘nin yaratıcısı Gözde Nadire Bıçaklı, markanın kodlarını sade, fonksiyonel ve uniseks olma üzerine kuruyor. Bütün çekimi ve öncesini başa saralım ve GNB‘nin hikayesini dinleyelim.

GNB’nin hikayesinden bahseder misin?
İTÜ Moda Tasarım bölümünde okudum. Suny programı sayesinde ilk iki yıl Türkiye’de, sonraki iki yıl da New York’ta eğitim aldım. Okulda ve sonrasında hep ilgilendiğim konu spor ve hazır giyimdi. Elim zaten bu alana daha yatkındı ve spor giyimle ilgili koleksiyon hazırlamayı daha çok seviyordum. Okul bittiğinde Türkiye’ye döndüm ve özel bir şirkette işe başladım. O dönem erkeklerde biraz daha slimfit, kadınlarda ise oversize parçalar öne çıkmaya başlamıştı. Kişisel olarak da farklı parçaları karıştırmayı seviyorum. Sadece kadın reyonuna ya da tek bir renk kodlamasına bağlı kalmayı sevmiyorum. Bu bakış açısıyla markamı da uniseks kodlaması üzerine kurmuş oldum. Bedensiz ürünler tasarlamaya başladığım için koleksiyon daha çok dış giyim üzerine yoğunlaştı.

Bir Kaçış Hikayesi: GNB

Markanı yaratma süreci nasıl gelişti? 
İşimin monotonlaşmaya başladığı bir dönem ‘Detay Deri Yarışması’na katılmaya karar verdim; ikinci oldum. Yarışmanın ödülü olarak IMA’da tasarım yönetimi programına katıldım. Programda İngiltere’den gelen eğitimcilerle birlikte bir koleksiyon hazırladık. Ortaya çıkan koleksiyon çok güzel tepkiler aldı. Bu koleksiyonla devam etmemi ve kendi markamı kurmamı önerdiler. Yine aynı koleksiyonla İMA’da genç tasarımcıların yer aldığı ‘New Gen’ defilesine seçildim. Böylece ilk defilemi de gerçekleştirmiş oldum. Tüm bu olumlu dönemin ardından marka bir yerde kendi yaratım sürecini tamamlamış oldu.

Peki bu süreçte seni en çok zorlayan şey ne oldu?
Sanırım en zorladığım kısım tam zamanlı bir yerde çalışırken bir taraftan da koleksiyonuma odaklanmak oldu. İkisinin de yoğun olduğu dönemler çakışınca beni biraz zorladı diyebilirim. Aslında kendi markamı kurmadan önce hep düşündüğüm şey ekip olmadan bu işi başarmanın çok zor olduğuydu. Çünkü artık pazarlama ve sosyal medya olmadan en iyi iş bile satmıyor. Tasarladığın ürün her neyse, doğru müşteriye doğru yerden ulaşman gerekiyor. Aslında modanın birden fazla kolu var ve gerçekten başarılı olmak istiyorsanız bu kolların hepsinin en iyi şekilde çalışıyor olması gerekli. Böyle düşünürken yaşadığım şeyler bu sürecin tersten işleyebileceğini de gösterdi. Ekibi oluşturmayı ve şartların mükemmelleşmesini beklemedim.
Bir Kaçış Hikayesi: GNB

Ürünlerini kalıpların dışında cinsiyetsizlik üzerine kurduğunu söyledin. Bu konuyu biraz açalım mı?
Cinsiyetsizlik artık tüm dünyada yaygınlaşan bir algı aslında. Türkiye’de de bu fikre daha fazla yaklaştığımızı düşünüyorum. Artık ne renk, ne de kesim simgeleşiyor. Dış giyimde daha bol tasarlama avantajım olduğundan özellikle uniseks parçaları yakalayabiliyorum. S beden bir çift aynı yağmurluğu paylaşabiliyorlar, aynı bedende buluşuyorlar da diyebiliriz.

Koleksiyonda yağmurluk öne çıkıyor.
Uniseks olmasının yanında markayı oluşturan bir diğer temel unsur fonksiyonellik. Bu tasarımdan dikime kadar olan süreçte hep aklımda olan bir şeydi. Yağmurluk çok pratik ve sezonu olmayan bir parça. Katlayıp sırt çantanda taşıyabileceğin, hiç modası geçmeyecek bir ürün. Yağmurluklar; hafifliği, rahat taşınması ve uniseksliği sayesinde koleksiyonun en dikkat çeken parçası oluyor. Tasarladığım yağmurlukların en sevdiğim tarafıysa arkadaşınla ya da sevgilinle paylaşabilmen. Ayrıca sportif algıyı kaybetmeden şık bir elbisenin üzerine de giyilinebilir. Kısacası benim rahatlıkla oynayabileceğim bir ürün. O yüzden ana parçalarım arasında.
Bir Kaçış Hikayesi: GNB

2013’teki Detay Deri yarışmasına geri dönelim. Orada yaşadığın tecrübeden bahseder misin?
Derinin temel malzeme olduğu bir yarışmaydı. Aslında GNB’nin ilk koleksiyonunun bir önceki adımı, çekirdeğiydi. Koleksiyonlar arasında herhangi bir parça taşımasam da aslında temalar benziyor. Oradaki tema da kamuflajdı ve yine dış giyim ağırlıklıydı. Yarışmanın bana en büyük katkısı; markamı kurmam için gereken zemini yaratmış olması oldu. Beklemediğim bir şekilde temelini atmış oldum. Halbuki yarışmaya katılma amacım sadece kendimi denemekti.

Desen ve koleksiyon oluşturma sürecin nasıl işliyor?
Küçük bir koleksiyon hazırlayacağım için kumaştan ve kumaşın renginden yola çıktım. Yeni bir desen oluşturmak için çok büyük metrajda kumaşlar gerekiyor, bu yüzden ilk önce kumaşların stoklarını öğrendim. Kafamda bir skala vardı ve onun üzerinden yan yana koyarak ilerledim. Yağmurluktan giderek kullanacağım renklere, kumaşlar üzerinden karar verdim. Renkler ortaya çıkınca, aklımda olan bir desene yoğunlaştım. Tekil parçalar oluşturup, sonrasında onun renklerinden desenler tasarladım. Desen anlamında geometrik desenlerle uğraşmayı seviyorum. Lilyum çiçeğini geometrikleştirip, şekilleri bir arada kullandım ve renk oyunuyla birleştirdim. İlk koleksiyonda bu şekilde ilerledim ama aslında pek bir matematiği yok.

İlham kaynakların neler?
Ben sanat tarihinde Bauhaus akımını hep çok sevmişimdir. Barok dönem ya da Romantizm döneminden sonra basit, jilet gibi tertemiz tasarımlar beni etkisi altına aldı. Benim koleksiyonuma da düşünülmüş ama olabildiğince basite indirgenmiş parçalar hakim. Bu yüzden Bauhaus, yola çıkarken referans aldığım ilham kaynaklarından. Akımın ilkeleri olan formların sadeliği, fonksiyonun önemi, çevre duyarlılığı ve ergonomik oluşu, aynı zamanda bütün bunların yanında göze hitap etmesini baz alıyorum.

Kış için yeni bir koleksiyon üzerinde çalışıyorsun, ikinci koleksiyonunla ilgili kafandan geçenler neler?
Yeni koleksiyonumda Dünya’nın varoluşu ve varoluştan önceki yaşamla ilgili detayları kullandım. Desen ve renk skalası olarak birazcık daha monokrom renklere geçmeyi planlıyorum. Toprak, mermer desenleri, kabuk formlarından ilham aldım. Ürün bazında sweatshirt ve tişört eklemeyi düşünüyorum.

Çalışırken kimleri dinlersin?
Değişikliğe ihtiyaç duyduğum zamanlarda da radyo programlarına sarıyorum. Mesela cumartesileri Joy Fm’de Kerem Görsev’in ve Ayhan Sicimoğlu’nun programlarını dinlemeyi çok seviyorum. Arşivimde yerini her daim koruyanlar arasında ise Arctic Monkeys, Beirut ve Sade var. Onun dışında en son Alabama Shakes’i keşfettim. Popüler isimlerden de Bruno Mars ve Jessie J. gibi sanatçıları listeme ekleyebilirim. Müzik konusunda tek düze olmayı sevmiyorum, ruh halime göre farklı sesler dahil olabiliyor.

Peki Gnb’ye nereden ulaşabiliriz?
Şu anda Akmerkez ve Nişantaşı’nda Building mağazalarından ve lidyana.com’dan ulaşabilirsiniz.

Gelecek planlarında neler var?
İlk hedefim sanırım Avrupa.  Aklımda Amerika da var ama tasarımlarım daha çok Avrupa’ya hitap ediyor gibi geliyor bana. Şehirli ve urban hissinin çıkış noktası Avrupa olduğu için sanırım. Oradaki şehirlerdeki insanların yaşam tarzıyla GNB’nin kimliği örtüşüyor. Şehirde bisiklete binen, çevreye duyarlı, daha alternatif müziklerle beslenen bir kitle var. İsveç, Berlin, Amsterdam gibi şehirlerde bir satış ağı kolaylıkla oluşabilir gibi geliyor.

GNB’yi takibe almak için:
www.gnboutfit.com
Instagram
Facebook

Video & Kurgu: Özlem Şen, Ateş SavaşeriMindkey Video Production
Fotoğraf: Özlem Şen
Modeller: Beril Acar, Berk Gül